Çarşamba, 15 Safar 1443 | 2021/09/22
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü
Devrimin Onuncu Yıldönümünde (10) Sisi Rejiminin, Ümmetin Düşmanlarına Sunduğu Hizmetler

بسم الله الرحمن الرحيم

Devrimin Onuncu Yıldönümünde

(10)

Sisi Rejiminin, Ümmetin Düşmanlarına Sunduğu Hizmetler

2- Mısır’ın ekonomik sularındaki önemli bölgelerden feragat etmek ve Yahudi varlığından gaz ithal etmek:

19/02/2018’de Yahudi varlığı ile Mısır arasında bir anlaşma imzalandı. Buna göre, Leviathan ve Tamar gaz sahalarının sahibi olan Yahudi varlığının Delek Şirketi ile Mısır’ın Dolphinus Şirketi, Yahudi varlığından Mısır’a 10 yıl süre ile 15 milyar dolar değerinde doğal gaz sağlamak için bir anlaşma imzalamıştır. Anlaşmaya göre Yahudi varlığı Mısır’a, 64 milyar metreküp gaz sağlayacaktır. Benjamin Netanyahu’nun “(İsrail) için tatil günü” olarak tanımladığı işte bu anlaşmadır. Nitekim Mısır, 10 Ocak 2020’de Yahudi varlığından resmi olarak gaz ithal etmeye başlamıştır. Dolayısıyla bu anlaşma, Yahudilere ümmetin parasından almalarına izin verilmeyen şeyi veriyor. Böylece anlaşma, onlara anlaşma yılları boyunca imtiyaz verdiği gibi onlara enerji üreticisi olma avantajını da veriyor ve güvenliklerini tüm bölgenin güvenliğiyle ilişkilendiriyor.

Bu arada Mısır Petrol Bakanı Tarek El Molla 31 Ocak’ta yaptığı açıklamada: “Ülkesinin “İsrail”den doğalgaz ithal etmesinin gazın boşa gitmesini önlemek için yapıldığını, çünkü “İsrail”in nüfuzunun az olduğunu, dolayısıyla onun elinde büyük bir gaz fazlasının olduğunu” söylemiştir. Yani Sisi’nin bakanı, Yahudi varlığına ülkesinden, onun servetinden ve parasından daha çok heveslidir.  Dolayısıyla açıklanan rakamlara göre Mısır, Yahudi varlığından ortalama olarak 2005'ten 2012’ye kadar sattığı fiyatın yaklaşık dört katı fiyatla doğalgaz alacaktır.  

Nitekim Sykes-Picot sınırlarına göre Leviathan ve Afrodit sahaları Mısır'ın ekonomik sularında yer almaktadır. Dolayısıyla bu ikisi Mısır’a daha yakındırlar. Zira bunlar, Damietta’dan 190 kilometre uzaklıkta olduğu gibi Hayfa’dan da 235 kilometre uzaktadırlar. Yahudi varlığı tarafından 2012 yılında duyurulan Samson sahası ise Damietta’ya sadece 114 kilometre uzaklıkta iken Hayfa’ya ise 237 kilometre uzaklıktadır. Mısır rejimi, bu alanlarda pompaladığı servette aşırıya kaçmıştır. Zira o zamanlar Mısır’ın geçici Cumhurbaşkanı Adli Mansur, 12 Aralık 2013 tarihinde Kıbrıs Cumhurbaşkanı ile "Hidrokarbon Rezervlerinin Paylaşılmasına İlişkin Çerçeve Anlaşması" adlı bir anlaşma imzalamıştır. Bu anlaşma, bu tür anlaşmaları onaylama yetkisi olan Halk Meclisi’nin yokluğunda, 27 Kasım 2014 tarihinde Abdül Fettah Sisi tarafından onaylanmıştır. Ayrıca bu anlaşma, sözde Sykes-Picot sınırlarına göre, Kıbrıs, Yunanistan ve Yahudi varlığına, halihazırda Mısır deniz sınırları içinde bulunan alanları keşfetme hakkı vermektedir.

Sözde Yahudi varlığının sınırları içerisinde olsa bile gazın çıkarıldığı bölgenin vakıası, burasının ümmetin mülkü olduğu gibi Yahudi varlığının Müslümanların topraklarını ve servetlerini gasp eden işgalci metamorfoz bir varlık olduğudur. Dolayısıyla Müslümanların servetlerinin bir parçasından bile Yahudi varlığının lehine vazgeçmek caiz olmadığı gibi kederli ümmetin parasıyla bu serveti ondan satın almakta caiz değildir.

Ağustos 2015’te İtalyan şirketi Eni’nin Mısır’ın ekonomik sularında tahminen 30 trilyon metreküp rezervle devasa gaz sahasını keşfettiğini duyurması şaşırtıcıdır. Petrol Bakanlığı’nın, Mısır’ın 2017 yılı sonunda doğalgazda kendi kendine yeterliliğini elde ettiğini ve 2019’da bundan fazlasının gerçekleşeceğini duyurmasına neden olan işte budur.  Peki bu meselede Sisi’nin ihaneti, onun gâsıp varlık içerisindeki dostlarına hizmeti veya belki de Petrol Bakanı’nın “onun boşa gitmesini önlemek” için şeklindeki sözleri olmadıkça Mısır’ın, Yahudi varlığından gaz ithal ederek kendi kendine yeterliliğini elde etmesi nasıl mümkün olabilir ki?!

Darbe hükümeti, Aralık 2013’te Kıbrıs ile deniz sınırlarını çizmek için bir anlaşma imzaladığı gibi 06 Ağustos 2020’de Mısır Dışişleri Bakanı Semih Şükri ile Yunan mevkidaşı Nikos Dendias, Doğu Akdeniz’de iki ülke arasındaki münhasır ekonomik bölgeyi belirleyen bir anlaşma imzalamıştır. Nitekim El-Cezire kanalı, canlı olarak Sisi’nin, Mısır Dışişleri Bakanlığı’nın Yunanistan’ın deniz sınırlarını belirleme önerisini reddettiğine dair tavsiyesini ve özellikle de Yunanistan’ın vizyonuna bağlı kalmasının Mısır’ın ekonomik sularının 7 bin kilometre karesini kaybetmesine yol açacağını görmezden geldiğini ortaya koyan özel belgeler yayınlamıştır. 

İster sınırları belirleme, isterse de anlaşma gereği Yahudi varlığına, Kıbrıs ve Yunanistan’a ümmetin parasından haklar tanınmasına, hatta bu gazı Yahudi varlığından satın alınmasına izin veren anlaşmalar olsun bu anlaşmalar, ümmeti bağlamayan batıl anlaşmalar olup ümmetin Yahudi varlığını kabul etmesine ve onunla normalleşmesine bir neden de olamayacaktır. Sisi rejiminin, özel sektörler aracılığıyla yaptığı ve rejimin övgüler yağdırdığı ve medyasının da bunu siyasi yönden ticari bir boyuta çıkarmaya çalıştığı bu anlaşma sayesinde bir sonuca varmak için çalıştığı şey işte budur. Zira medya meseleyi, Yahudi varlığını ve onunla ilgili her şeyi reddeden sıradan insanlar arasında haklı çıkarmak için Mısır'ı bölgede bir enerji merkezi haline getiren ekonomik bir çıkar olarak göstermeye çalışmaktadır. Bu daha önce Yahudi Başbakanı Netanyahu tarafından şöyle ifade edilmişti: “Bizim sorunumuz yöneticilerle değil, halk iledir.” Dolayısıyla meseleyi siyasi nitelikten çıkarma girişimi, halklar ile olan girişimi normalleşmeye teşvik etmek kabilindendir. Zira yöneticiler zaten normalleşmektedirler.  

3- Özellikle Sina’da olmak üzere Yahudi varlığıyla güvenlik koordinasyonu:

CBS News, Mısır Cumhurbaşkanı Sisi’nin şu sözlerini aktarmıştır: “Mısır “İsrail” iş birliği bu dönemde en iyi durumdadır.” CBS bir raporunda, Eylül 2019’un sonlarında New York'a yaptığı ziyaret sırasında Sisi ile diyaloğun sürdürüldüğünü bildirmiş ancak diyalogdan kısa bir süre sonra Mısır büyükelçisinin kendilerine Mısır hükümetinin bunu yayınlamak istemediğini bildirmesine şaşırmıştır. Ancak video röportajından alıntıları web sitesinde ve ekranlarında yayınlayan haber ağı, diyaloğu “Mısır hükümetinin yayınlamak istemediği röportaj” başlığı altında yayınlama kararı almıştır. Sisi, ülkesinin Yahudi varlığıyla ilişkisinin en iyi durumda olup olmadığına ilişkin bir soruya yanıt olarak şunları söylemiştir: “Bu doğrudur... Gerçekten aramızda çok büyük bir iş birliği vardır.” CBS'ye göre Mısır, Yahudi varlığının hava kuvvetlerinin Sina’daki IŞİD militanlarına müdahale etmesine de izin vermiştir.

Yahudi varlığı, Sisi’yi Orta Doğu’daki en iyi dost olarak görüyor ve spor, kültürel ve ekonomik alanlarda güvenlik ve siyasi koordinasyonun ötesine de geçmek için Mısır ile iş birliğini güçlendirme hususunda ona güveniyor. Nitekim Yahudi varlığının basını, hahamların ve politikacıların Sisi’nin Gazze tünellerini su altında bırakmasını ve gaspçı varlığın güvenliğini etkileyebilecek her şeye karşı uyanıklığını öven açıklamalarıyla doludur. Yahudi varlığının güvenlik uzmanı Yossi Melman, “Abdül Fettah Sisi rejiminin, Sudan topraklarından Gazze’deki Filistinli örgütlere silah kaçakçılığını önlemesi çabalarını (İsrail) için bir fedakarlık olarak” değerlendirdi.  Yahudi varlığı istihbarat servislerine yakın olan Melman, Maarif gazetesinde yer alan bir yazıda şunları söylemiştir: “Son yıllarda, Sisi iktidarı öncesinde yoğun bir şekilde Sudan'dan gelen silah kaçakçılığı operasyonlarından kaynaklanan riskler azalmıştır. Bu ise, Sudan topraklarına ve çevresindeki bölgelere “İsrail” hava saldırılarının şiddetini azaltmak için çalışmaktır.” 

Melman, -selefleri Hüsnü Mübarek ve Muhammed Mursi’nin aksine- bugün kaçakçılık operasyonlarında aktif olan grupları takip etmek veya Gazze ile Sina arasındaki tünel ağını vurmak yoluyla Gazze’ye silah kaçakçılığına karşı yoğun ve keskin bir şekilde çalışmaya başlayan Sisi’nin başını çektiği Mısır'da hüküm süren siyasi rejimin doğası da dahil olmak üzere Yahudi varlığının faaliyetlerinin askıya alınmasına katkıda bulunmasının birkaç nedeni olduğuna inanıyor.

Yahudi varlığındaki Kanal-10, son dönemin Başbakanları Benjamin Netanyahu ile Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah Sisi arasındaki ilişkilerin belgelenmesine tanık olduğunu söyledi. Ayrıca kanal, Netanyahu’nun Sisi ile uzun süreli birçok telefon görüşmesi yaptığını belirterek Yahudi varlığının başbakanının, Mısır’la ortaya çıkan "stratejik ilişki" denilen şeye memnuniyetle baktığına dikkat çekmiştir.

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Hamid Abdulaziz

1. bölüm | 2. bölüm | 3. bölüm | 4. bölüm | 5. bölüm | 6. bölüm |
7. bölüm | 8. bölüm | 9. bölüm | 10. bölüm | 11. bölüm | 12. bölüm |
13. bölüm | 14. bölüm | 15. bölüm | 16. bölüm

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER