Cuma, 14 Dhu al-Qi'dah 1442 | 2021/06/25
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü
Devrimin Onuncu Yıldönümünde (11): Sisi Rejiminin, Ümmetin Düşmanlarına Sunduğu Hizmetler

بسم الله الرحمن الرحيم

Devrimin Onuncu Yıldönümünde

(11)

Sisi Rejiminin, Ümmetin Düşmanlarına Sunduğu Hizmetler

4- Yahudi varlığını garanti altına almak için Sina bölgelerinden halkının boşaltılması:

14 Ağustos 2011’de Sina’da Mısır güvenlik güçlerine saldıran ve 2011 yılının başından beri bölgeyi Yahudi varlığına karşı saldırılar başlatmak için bir üs olarak kullanan “teröristlerle” mücadele için Sina’da "Kartal Operasyonu" adı altında askeri bir kampanya başlatıldı. 18 Ağustos’ta Yahudi varlığına karşı başlatılan saldırı da buna dahildir. En belirgin saldırı, 05 Ağustos 2012’de, yani Müslüman Kardeşlerin yönetiminde gerçekleşen saldırıdır. Zira Refah’ta bir grup asker için pusu kurulmuş, 16 Mısırlı asker öldürülmüş, iki zırhlı araç çalınmış, saldırganlar Yahudi varlığına sızmış, Kerm Ebu Salim (Kerem Şalom) sınır kapısını basmışlar, Yahudi ordusu askerleriyle silahlı bir çatışmaya girmişler, çapraz ateş sırasında saldırganlardan altısı öldürülmüş ve Yahudi askerler arasında yaralanan bile olmamıştır. Sonra Mayıs 2013 yılında, Muhammet Mursi’nin iktidarının sonlarında rehinelerin serbest bırakılmasıyla son bulan rehine krizi yaşanmıştır. Bu kartal operasyonu, Mursi’nin iktidarı boyunca terörizmle savaşmak için yürürlükte kalmaya devam etmiştir. Bu da meselenin, Amerika’ya karşı iktidarda olanların, Yahudilerin güvenliğini korumak için ellerinden geleni yapacaklarına dair açık bir taahhütten başka bir şey olmadığını net bir şekilde göstermektedir. Ardından Abdulfettah Sisi’nin “terörizmle savaş” kapsamına giren bir dizi kararlar almasına bir neden olması için 24/10/2014 tarihinde 30 askerin öldürüldüğü ve 31 kişinin de yaralandığı Kerem El-Kavadis olayı meydana geldi. Zira terörizmle savaş, mevcut rejimin öncelikli kaygısı haline geldiği gibi yurt içinde ve dışında kaybetmiş olduğu meşruiyeti arayan rejimin uluslararası tanınması ve doğrudan desteklenmesi için açılan bir kapı haline gelmiştir. Dolayısıyla bu meşruiyete giden yolun yalnızca "terörizmle savaş" kapısından geçtiğini görmüştür. 

Mısırlı otoriteler, en belirgin özellikleri Gazze Şeridi ile Mısır sınırında bir tampon şerit kurulması olan bir güvenlik stratejisine başvurdu. Nitekim bölgedeki bir dizi evin yıkılmasını ve sakinlerinin başka alanlara taşınmasını gerektiren işte budur. Abdülfettah Sisi’nin açıkladığı güvenlik planı, otoritenin Gazze Şeridi sınırına 13 kilometre uzunluğunda ve 1500 metre genişliğinde bir tampon şerit dikme kararı çerçevesinde Mısır’ın Refah kentindeki binlerce ailenin nakledilmesini ve binlerce evin ortadan kaldırılmasını içermektedir.

Sisi rejiminin Sina’da yaptığı şeyler, öncelikle Yahudi varlığının çıkarına hizmet etmektedir. Zira "Yediot Aharonot" Gazetesi, 2014’teki bir haberde şöyle demiştir: “Mısır ve “İsrail” orduları, Sina’daki cihatçı gruplara karşı savaşta sorumlulukları paylaşmaktadırlar. Zira Mısır ordusu cihatçılara karşı gerçek savaşı yürütürken “İsrail” ise insan ve elektronik kaynaklarına dayalı olarak bilgi ve istihbarat bilgileri sağlamaktadır.”

Bu raporda yazarı Ben Yishai, “hem İç İstihbarat Servisi (Şabak) hem de Askeri İstihbarat Servisi (Aman)’ın, Sina’daki cihatçıların hareketleri hakkında istihbarat bilgileri toplama görevini üstlendiğine ve Mısır tarafına aktardıklarına” dikkat çekmiştir. Mısır orduları ile Yahudi varlığı arasındaki iş bölümünün sabit kurallara göre yapıldığını vurguladığı gibi Bin Yishai’ye göre Yahudi varlığının ordusu, “özellikle cihatçı gruplar tarafından planlanan operasyonların engellenmesi veya silahlı saldırılara tepki verdikleri söz konusu olduğunda Sina içinde kendi başına çalışmaktan” hiç çekinmiyor. 

Ben Yishai, “Tel Aviv’deki askeri ve siyasi liderliğin, Mısır ordusunun Kuzey Sina’da attığı adımları, özellikle de Gazze Şeridi sınırına yakın yaşayan Mısır vatandaşlarının evlerinin yıkılmasını takdir ettiğine” dikkat çekti. Ayrıca “(İsrail) ordusunun, Gazze Şeridi’ni doğrudan işgal ettiği yaklaşık kırk yıl boyunca, Mısır ordusunun şu anda Kuzey Sina’daki Mısır vatandaşlarına karşı yaptığı gibi Filistinlilere karşı benzer adımlar atmaya cesaret edemediğini” vurgulamıştır.

Sonunda Sisi rejiminin, artık günahları içinde boğulduğu ve bu tampon bölgenin yanı sıra her biri 18 metre uzunluğunda ve 50 cm kalınlığında çelik levhalardan oluşan, dinamite dayanıklı, penetrasyon sensörleri ile donatılmış olmasının yanı sıra denizin batısından doğuya doğru 10 kilometre uzanan, tünellerde çatlakların ve çökmelerin meydana gelmesi amacıyla her biri 30 ila 40 metre aralığındaki borular içeren 10 km uzunluğunda ve yerden 20-30 metre derinlikteki çelik duvarlar yoluyla Yahudileri korumak için Sina’yı kavrulmuş bir toprak haline getirmeye kararlı olduğu görülüyor. Böylece Yahudi varlığı Mısır cephesinden, bu varlığın güvenliğini ve hayatta kalmasını önemli ve hayati bir konu olarak gören bir rejimin altında güvence altında olacaktır.

5- Nil sularını ihmal etmek:

2011’de Etiyopya, Mısır’daki Ocak devriminin akabindeki siyasi boşluğu istismar etti. Zira Rönesans Barajı olarak adlandırılan Milenyum Barajı’nın temelini attı ve ardından da inşa etmeye başladı. Nitekim ilk ihanet, devrim sonrası Mısır başbakanı İsam Şerif’in, Mısır’ın onayı olmadan nehir boyunca herhangi bir baraj inşa edilmesini engelleyen önceki tüm anlaşmaları görmezden gelerek ve Mısır, Sudan ve Etiyopya’yı içeren üçlü bir teknik komite oluşturmak için Etiyopya ile anlaşmaya varmak için Rönesans Barajı’nın yasal statüsünü atlayarak Mayıs 2011’de Etiyopya Cumhurbaşkanı Melez Zenawi ile bir araya gelmesi oldu. Sonra 23/03/2015 tarihinde Sisi’den ikinci ihanet geldi. Zira barajı inşa etmesi için Etiyopya’ya yasal meşruiyet verdi. Dolayısıyla Mısır’ın 23 Mart 2015’te Nil Havzası ülkeleri toplantısında imzaladığı Hartum belgesi, Etiyopya’yı hiçbir yükümlülük altına sokmayan bir ihanet belgesiydi. Yani Mısır hükümetinin temsilcileri Nil sularının yeniden bölünmesini imzaladılar ve Mısır’ın onayıyla ve barajın özelliklerine herhangi bir itiraz olmaksızın Rönesans Barajı’nı inşa etmesi için Etiyopya’ya tüm kapalı kapıları ardına kadar açtılar. Böylece bu belgenin imzalanmasıyla, Nil suyunun paylaşımına ilişkin önceki tüm anlaşmalar iptal edilmiş oldu.

Bu anlaşma, Rönesans Barajı’nı oldubittiye getirdi ve barajın tamamlanması için Etiyopya’nın elini serbest bıraktı. Etiyopya ise danışma bürosunun baraj projesi ve sonuçlarına ilişkin raporunun bağlayıcı olmadığı ve sadece "saygı duyulduğu" konusunda ısrar etmiştir! Aynı şekilde anlaşma, ülkeler için su kotalarını açıkça belirtmemekte ve hiçbir ülkenin zarar görmemesiyle yetinmektedir. Bu da Etiyopya’nın işlerin gidişatını kontrol altına almasına ve Mısır ve Sudan rejimlerini manipüle etmesine neden oldu. Ayrıca bu anlaşmada, Rönesans Barajı’nın amacının enerji üretmek ve ekonomik kalkınmaya katkıda bulunmak olduğu belirtildi. Ancak bu son ifade, birçok anlama gelen elastiki bir ifade olup Etiyopya bu ifade sayesinde barajın sadece Afrika’ya ihracat için elektrik üretmekle sınırlı olmadığını ilan etmiştir. Nitekim yeni yol şu oldu: Neden atık su transfer istasyonlarında enerji kullanmıyor ve kuraklık döneminde baraj rezervuarından Etiyopya yaylasına su alıp mahsullerimizi ekip satamıyoruz? Bu da basitçe, rezervuar dolana kadar Mısır’ın payının geçici olarak değil, kalıcı olarak yeniden oluşturulacağı anlamına geliyor. Şayet bu gerçekleşirse, bu da Mısır’ın su payının %30’a yakın olan payından büyük ve kalıcı bir şekilde eksilmesi anlamına gelmektedir.

Sisi rejimi, Etiyopya’ya Rönesans Barajı’nın resmi olarak tanınmasını sağlayan İlkeler Beyannamesi Anlaşması’nın imzalanmasından başlayarak, vatana ihanet olarak kabul edilen ve ulusun yeteneklerini ihmal eden birçok ölümcül hata yaptı ve biz de karşılıksız olarak veto hakkından zımnen feragat ettik. Ayrıca dosyanın idaresini uluslararası arabuluculuğa teslim ettiğinde ise, Etiyopya’ya barajın inşaatını tamamlamak için yeterli zaman vermiş olsa da gerçekte rejime yardımcı olmamıştır.  

Sisi, Sina’ya günde 1.400.000 metreküp tatlı su taşımak için 4 büyük kuyu inşa etmek üzere 04/04/2016 tarihinde ilk etabı açılan Sarabium projesinin uygulamasına başladı. Sarabium sifonları projesine teşvik edilmesinin ilan edilmesinin hedefi, Sina’nın gelişmesi için ulusal plana hizmet etmekti. Bu ise oradaki “terörist” unsurları takip etmek için güvenlik gerekçeleri altında büyük tarım alanlarının yerle bir edilmesinin aksine Refah’ta olduğu gibi Sina sakinlerinin geniş bölgelerinin boşaltılıp başka yerlere göç etmeleri vakıasıyla tamamen çelişmektedir.  

Baraj, Mısır’ın yıllık 55,5 milyar metreküp su payının ötesinde 74 milyar metreküp tutarında olacaktır! Şayet barajın rezervuarını doldurmak için su tamamen tutulursa, bu durum Asvan Barajı’nın kapasitesinde yaklaşık %25 ila %40 oranında bir azalmaya yol açacaktır. Bu da yukarı Mısır illerinin tamamen karanlığa boğulmasına, yaklaşık 5 milyon dönümün çölleşmesine ve Nil’in ağzındaki deltada yüksek tuzluluğa neden olacaktır! Şayet o zaman Yahudilere Nil sularını vermeye reddedersek, Rönesans Barajı’nın sularını kontrol ederek veya onlarla bir savaş durumunda onu yok ederek bize şantaj yapabilirler. Bu da - uzmanlara göre - Roseires, Merowe ve Sennar gibi Sudan’daki üç barajın çökmesine ve Hartum şehrinin tamamen ortadan kalkmasına yol açacaktır. Ayrıca sular, 18 günden daha kısa bir sürede Asvan Barajı’na ulaşmak için aşırı bir hızla akacaktır. Uzmanlara göre Rönesans Barajı’nın tasarımındaki dayanıklılığının, olası dokuz dereceden bir dereceyi bile geçmediği de bilinmelidir. Bu da onun, sanki en ufak bir darbe ya da sarsıntıda yıkılmak üzere yapılmış gibi zayıf ve cılız bir yapı olduğu anlamına gelmektedir! Daha sonra Sudan sınırına yakınlığı nedeniyle Etiyopya onun çöküşünden etkilenmeyecek, ancak tüm felaket Sudan ve Mısır’a düşecektir.

Halkının evlatlarından milyonlarca insanın can damarını ihlal eden, yalan söyleyen, aldatan ve insanlara vehim satan biri hakkında ne söylenebilir ki? Dolayısıyla böyle biri, ümmetin düşmanlarının menfaati için insanların başına musallat olmuş bir hain ve ajandan başka biri değildir. Şayet bunun aksini iddia ederse, o zaman çökmekte olan bir medya makinesidir.   

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Hamid Abdulaziz

Birinci bölüm | İkinci bölüm | Üçüncü bölüm | Dördüncü bölüm | Beşinci bölüm | Altıncı bölüm |
Yedinci bölüm | Sekizinci bölüm | Dokuzuncu bölüm | Onuncu bölüm | On birinci bölüm | On ikinci bölüm |
On üçüncü bölüm | On dördüncü bölüm

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER